Skip to content

Narrow screen resolution Wide screen resolution Increase font size Decrease font size Default font size default color green color orange color
Anasayfa
Kırım'da Ramazan PDF Yazdır E-Posta
06 09 2009

Kırımda ramazan

Ramazana az bir vakit kalmıştı, ancak cennet ülkemizdeki o Ramazan öncesi telaş ve hazırlıktan eser yoktu ortalıkta.Kırım'da Ramazan İç karartıcı bir atmosfer hakimdi ortama.İmsakiye  nedir bilen yoktu,namaz vakitlerini gösteren takvimler süslemiyordu duvarları,eldeki kirilce  takvimler ramazandan bahsetmiyor,  televizyonlardaki iftar sahur programları gibi kavramlar geçersizdi burada. Kültürel canlılığı sadece cenazelerden sonra yapılan dualarda kendini gösteriyordu. Sürgün esnasında ve vatan mücadelesi yaparken kendini yakarak  zulmü dünyaya duyuran musa.. hatıralarda yaşayan ölümsüz kahramanıydı bu coğrafyanın..Açıkçası, sahur vakti ışığı yanan insanların ertesi günü rejimin casusları tarafından alınıp götürülüp bir daha geriye döndürülmediği, halk tarafından çok iyi bilindiği için, ramazan, oruç gibi kavramlar hala kafalarda komünist rejim dönemindeki baskıları çağrıştırıyordu.Diğer taraftan kutsallarını yaşayabilme özgürlüğünün, öz vatanlarında tadını çıkarma ümidi, diğer yanda pamuk tarlalarında oruç tutan insanların su içirilerek oruçlarının  bozdurulaması, henüz hafızalardan silinmemişti. İnanan insanların sürgün öncesi, rejimin zinde güçleri tarafından kendi cami ve minarelerinin nasıl zorla kendi elleriyle yıktırılmış olduğu ,minareden düşen bir taşla göğsünden aldığı yaranın izlerini hala vücudunda taşıyan insanın ibretlik hali, öyle çabuk unutulacak sıradan olaylardan değildi. Şimdilerde diyetini ödercesine cami ve minare yaptırmakla meşgul olan bir yaşlı, ölmeden bu cami ve minareyi bitirmeliyim yavrum demişti bana birgün. Cami yapılması için önderlik ediyordu, öz minaremizi bana yıktırdılar, bağrıma düşen taş beni aylarca hastanede yatırdı Rabbime söz verdim vatanıma gittiğimde ev kurmadan bir cami ve minare yapacağım diye söz verdim diyordu Rabbime hamdolsun Türkiye diyanet işleri başkanlığı sizleri gönderdi bu camileri yaptırdı diye bütün milletimize teşekkürlerini arzederken caminin bahçesinde iftarımızı açıyorduk..tahammülü imkansız acıların merheminin sürülmesi vaktiydi.hafızalarda hala kalın çizgilerle, dindar insanlara yapılan zulümler capcanlı yaşıyordu.50 yıllık sürgün korkunç bir kabusmuydu acaba? camilerden ezanlar okunuyor kapı kapı ramazanın geldiği haber veriliyordu,demir perde yırtılmış ,kan kardaşlar din kardaşlar tabir edilen soydaşlarla sarmaş dolaş olma vakti  gelmişti ama daha.kafalar karışıktı kabus geri dönerse camiye gidip geldiğimiz Kuran öğrendiğimiz bilinirse, yaftalanırsak, düşünceleri her kapıda bizi karşılayan insanların gizleyemedikleri ruh haliydi.Bizlerse kabusun sona erdiğini büyük harflerle anlatmaya çalışan Allah yolunun zavallı muştucusu,.baharın geldiğini haber veren cemreler. .Rusça kalaksa tabir edilen özürlü arabasıyle ben arkada o piri fani önümde yürüyordu.. . her evin kapısını çalıp ramazanın  geldiğini haber veriyorduk.Hava soğuktu yerlerde fazla olmasada kar vardı.Ramazan gelmeden davulcusu olmuştum.Elim tokmak, kapılar ramazan davuluna dönmüştü.Bilmiyorum ogün kaç kapıyı dolaşmıştık.ıslak ayaklarımı ve çorabımı Mustafa ağamın sobanın başında kuruturken, kök çay tabir edilen çaydan epeyce içmiştim  Sobanın kenarına sızmış  mışıl mışıl uyuyan bir kediyi andırıyordum. gözlerimi açtığımda yorgunluktan bitap düşmüştüğümü anlayan yüzüme gülen ve beni uyandırmaya kıyamayan sevdiklerim vardı ve ben evimde annemin beni uyandırışını hissediyordum

        Mustafa ağam her çaldığımız kapıda aynı nakaratları seslendiriyordu.

-selamün aleyküm napaysız,yahşısızmı,ana baba,bala çağa avrat koca epiniz yahşısızmı tınçlık amanlıkmı?

-sağlıklar yahşımı bu hocamız Türkiyeden geldi,Ramazan ayını birlikte geçireceğiz,sizi oruç tutmaya davet ediyoruz,camiye geliniz,teravih namazları kılınacak işte şu vakitte sahura kalkılacak .

-Ey Kırım Tatarları yeniden vatanımıza döndük,millet olduk, öz vatanımızda Ramazan ayını karşılyacağız,uyanın millet öz vatanımızda dinimizi diklemenin vakti geldi.Kara denizin öte yüzünden kan kardaşlarımız dinimizi öğretmeye bizlere hocalar yolladılar.Saadet asrını andıran davetin Kırım-Tatarcası gibiydi sanki.

Öğle namazı için camiye yaklaşırken,içimden acaba nerede yanlış yapıyorum duygularına kapılıyorum.Bu ihtiyar, özürlü ve hasta adamı soğukta kapı kapı dolaşmaya ben mi zorlamıştım?.başka bir yolu yokmuydu? yardım edecek daha güçlü, genç, zengin, arabalı bir adam yokmuydu? diye hayıflanırken namaz kıldırdığım tarihi caminin mihrabındaki gözüme takılan asırlık is ufkumu simsiyah karartmıştı.Mihrapta niye ateş yakılmıştı tarihe düşülen bir öfke ateşinin izleri ,isleri olmalıydı bu. akifin

                                ‘aşina bir çehre yok rehgüzarında

Ne çöken gurbettir yarab, islama islamın diyarında’

Dizelerini çağrışım yapmıştı isli ve sisli başımda..Birden hocam bilirmisin diye söz aldı Mustafa ağa.buyurun abi dedim.Ben hayatımın en mutlu günlerini yaşıyorum iyiki siz geldiniz görün bakın çağrılarımız makes bulacak dedi.nerden anladın abi dedim Mihraptaki şu is varya beni duman etti,.bu isli ve sisli atmosfer önümü kapattı geleceğe senin kadar ümitle bakamaz oldum abi dedim. Bu engin insanın ümidi ve aşkı beni yeniden kamçıladı Herkes tanır burada beni hocam sizi görünce işin ciddiyetini anlıyorlar cami dolup taşacak Bunlar dinlerini bilmezler ama hocalrı çok Severler.size hürmetleri dikkatinizi çekmedimi dedi.dikkatimi çekti çekmesini ama misafire hürmet herkese yaparlar dedim hayır hocam dedi.ev ev dolaşmamız çok isabetli oldu istişare ettik isabetli oldu Allah sayimizi boşa çıkarmayacak, neticesinde göreceksin bu ramazan başka olacak dedi.sizi görünce bütün dünya Müslümanlarının yanlarında olduğunu,bastırılmış duygularının gözlerinden fışkırdığını görüyorum dedi.Elhamdülillah cemaatimiz 3 kat arttı teravihler ve cumalarda camimiz dolup taşmaya  başladı.Kırımda sahurlar başkadır,çöberekler yantıklar.sofralarınızın baş yemeğidir.Dünya tatlısı yemekler ve insanlar size hayatınızda tatmadığınız misafirperverliklerini tattırırlar. Artık camiler ve avlularında.iftar sofraları en gözde yemekleriyle size selam çakmaktadır.Burnumda mantı kokuları,hasret kokuları. Hey gidi günler,hey gidi güzel insanlar mahşerde bile sizlerle olmayı rabbimden istiyor,sizinle daha ramazanlar yaşamak istiyorum.

                                      Ziya HAYTA

                               Hatipler Camisi İmamı

» 1 Yorum
1Yorum tarafından inci altıntaş de 10 11 2009 19:38
Bu ne müthiş anlatım.................. 
su gibi..............  
akıp giderken peşine bizleri de kattı................ 
muhteşem .... 
eline ,yüreğine sağlık hocam....hürmetler
» Yorumu Gönder
Email (Üyeler adresinizi göremez)
İsim
Başlık
Yorum
 
Sonraki >

Akkent'e Giriş






Akıl tepesini Unuttum!
Akkent Nüfusuna Kayıt olun

Akkent İçi Mesajlaşma

Giriş yapmamışsınız.

Güncel Haberler

Akkent'te Hava

Fotoğraflar

Anket

Hıdırellez Kutlamalarına katılabiliyor musunuz?
 

Akkent'te Kim Var?

Akkentte 14 konuk var
Akıl tepesinden geçen yok

Videolar

Forumdaki Son Konular

Funny elephant !!!
xonix 04-09-10 22:08
Funny picture !!!
maninblackk 03-09-10 13:17
Kiss girafe
kvitkakvitkaz 03-09-10 00:32
Yoga
Stefaniayog 25-08-10 09:53

Tarihte Bugün

Akkent Kasabası Akkent Kasabası - Kırım'da Ramazan

Site İstatistik

Bugün23
Dün130
Bu Hafta312
Bu Ay1108
2007'den Bugüne227290

Yukarı